
Süt Ürünleri İmalatçıları Birliği, yerli üretimin korunması ve sektörün sürdürülebilirliği için devletin ilgili kurumlarını, sektör temsilcilerini ve tüm paydaşları gerekli adımları atmaya çağırdı.
Birlik tarafından yapılan yazılı açıklamada, Kuzey Kıbrıs’a ithal edilen süt ve süt ürünlerinin geçici bir süreyle durdurulması veya bu ürünlere uygulanan fonların artırılması yönünde acil önlem alınması gerektiği ifade edildi.
Açıklamada, Orta Doğu’da son dönemde yaşanan gelişmeler ve bölgede artan belirsizliklerin yerli üretimin ve gıda güvenliğinin önemini bir kez daha ortaya koyduğu vurgulandı. Böylesi dönemlerde kendi üretim gücüne sahip olmanın hayati önemde olduğuna dikkat çekildi.
Tüketimde düşüş sektörü zorluyor
Birlik, son dönemde yaşanan ekonomik yavaşlama ve özellikle turizm sektöründeki daralmanın, iç piyasada süt ve süt ürünleri tüketiminin ciddi şekilde azalmasına yol açtığını belirtti.
Bu durumun yalnızca süt ürünleri imalatçılarını değil, sektörün tüm paydaşlarını doğrudan etkilediğine dikkat çekilen açıklamada, süt ve süt ürünleri sektörünün çiftçiden hayvan yetiştiricisine, yem üreticisinden süt toplayıcısına, imalatçıdan dağıtıma kadar yaklaşık 54 bin kişinin geçimini sağladığı stratejik bir alan olduğu kaydedildi.
“Yerli üretim için geçici koruma tedbiri gerekli”
Açıklamada, tüketimde yaşanan düşüş ve ekonomik yavaşlama nedeniyle sektörün tüm halkalarında ciddi bir baskı oluştuğu belirtilerek, mevcut koşulların devam etmesi halinde süt üretiminin sürdürülebilirliği açısından ciddi risklerin ortaya çıkabileceği ifade edildi.
Birlik açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Bu zor ve hassas süreçte yerli üretimin korunması amacıyla Kuzey Kıbrıs’a ithal edilen süt ve süt ürünlerinin geçici bir süreyle durdurulması veya bu ürünlere uygulanan fonların artırılması yönünde acil önlemler alınmalıdır.”
Bu talebin rekabet karşıtı bir yaklaşım olmadığı, zor bir dönemden geçen yerli üretici ve üretimin korunmasına yönelik geçici bir tedbir olduğu vurgulandı.
Birlik, yerli üretimin zayıflamasının yalnızca bir sektörün değil, ülke ekonomisinin, gıda güvenliğinin ve kırsal kalkınmanın zarar görmesi anlamına geleceğine dikkat çekerek, tüm ilgili kurum ve paydaşları gerekli adımları atmaya davet etti.







